17,99 €
inkl. MwSt.
Versandkostenfrei*
Versandfertig in über 4 Wochen
payback
9 °P sammeln
  • Broschiertes Buch

Biyografi sanati, hor görülen bir sanattir cünkü bir seylerin, gerceklerin, düzenlenmis gerceklerin sanatidir. Postmodern edebiyat teorisinin karmasikligindan kacmak icin akademik calismalarindan vazgecip bir biyografi yazmaya koyulan bir akademisyenin basina neler gelebilir Böyle bir yolu secen Phineas G. Nanson icin bu sorunun cevabi beklenmedik, bir o kadar da kafa karistirici olur Phineas; bir zamanlar hakikatin pesinde kosan büyük biyografi yazari Scholes Destry-Scholesun izini sürerken kendini büyük maceralarin icinde bulur ve hayat hikayesindeki sirlari cözmeye calisirken metinler,…mehr

Produktbeschreibung
Biyografi sanati, hor görülen bir sanattir cünkü bir seylerin, gerceklerin, düzenlenmis gerceklerin sanatidir. Postmodern edebiyat teorisinin karmasikligindan kacmak icin akademik calismalarindan vazgecip bir biyografi yazmaya koyulan bir akademisyenin basina neler gelebilir Böyle bir yolu secen Phineas G. Nanson icin bu sorunun cevabi beklenmedik, bir o kadar da kafa karistirici olur Phineas; bir zamanlar hakikatin pesinde kosan büyük biyografi yazari Scholes Destry-Scholesun izini sürerken kendini büyük maceralarin icinde bulur ve hayat hikayesindeki sirlari cözmeye calisirken metinler, parodiler, alintilar ve celiskilerle dolu bir mozaigin ortasinda kalir. Dahasi, yol boyunca karsilastigi tuhaf karakterler ve olaylar Phineasin hayatini da dönüstürmeye baslar; biyografisini yazmaya calistigi kisilerin yasamlariyla kendi hayati arasindaki sinirlar da giderek bulaniklasir. Cagdas Ingiliz edebiyatinin en önde gelen isimlerinden elestirmen, akademisyen ve yazar A. S. Byatt, Bir Biyografi Yazarinin Öyküsüyle okuru edebi referanslarla dolu karmasik bir labirente davet ediyor. Biyografi sanatinin ve gercegi yazmanin dogasina ve gercekle düslenen arasindaki farka dair derin bir sorgulamayla insa edilmis, cikisi bulmanin pek de kolay olmadigi bir labirent bu. Ona kirli pencerelerden bahsetsem mi, diye düsündüm. Acilen bircok seyle dolu olan bir hayata ihtiyacim var dedim. Güven veren ve ayagi yere saglam basan bu Anglosakson sözcügünden memnundum. Gerceklik ve gercek disilik hakkinda konusmaktan kacindim cünkü postmodern edebiyat kuraminin gerceklik olarak tanimlanacagini biliyordum. Insanlar onun icinde yasiyordu. Ancak yine de ölümcül bir sekilde, Latinceden türemis olan daha az kesin, hatta gereksiz olan kelimeyi kendi saglam kelimeme ekledim. Bir seylerle dolu bir hayata ihtiyacim var, dedim. Gerceklerle dolu.