Ah, Anne-Marie, varligin ne kadar saf Zavalli bir cocuklugun var, St. Légerdeki oglanlarin yolladigi kartpostallar, üvey baban, caresizligin var. Hicbir sey seni etkileyemez, hicbir kesif, hicbir suc. Hüzünlü bir hikaye gibisin, sokaktaki yapraklar gibi. Kendini bir sarki gibi tekrarliyorsun. Amerikan edebiyatinin kanonik yazarlarindan James Salter, ilk kez Türkcede. 1960lar, Fransa. Yale Üniversitesinden terk, genc maceraperest Phillip Dean tatil icin Parise gelir. Fakat bir süre sonra tekdüze ve kalabalik turistik yasamdan sikilir ve bir arkadasindan ödünc aldigi 52 model bir Delage ile Fransa tasrasini gezmeye karar verir. Gercek Fransayi kesfederken, genc bir Fransiz kizla, tas catlasa on sekiz yasindaki Anne-Marieyle tanisir. Gecici islerde calisarak kendi ayaklari üzerinde durmaya calisan Anne-Marie hayattan cok daha fazlasini isteyen, tutkulu bir ruha sahiptir. Phillip ve Anne-Marienin deyim yerindeyse son sürat baslayan iliskileri, görkemli tarihi kadar saf güzelligini de koruyan Burgonya kasabalarinda yasadiklari sehvetli zamanlarla devam eder. Bütün bunlari bizlere bir ücüncü göz, isimsiz bir anlatici aktarir Bazen sarsici bir gercekligin, bazense atesli bir rüyanin, son sürat ucuruma giden bir arabanin icinden... Yirminci yüzyil Amerikan edebiyatinin klasiklerinden Bir Oyun, Bir Eglence, Suat Kemal Anginin Ingilizce aslindan cevirisiyle...
Bitte wählen Sie Ihr Anliegen aus.
Rechnungen
Retourenschein anfordern
Bestellstatus
Storno







