Belki sonra olanlar olmasa gecip gidecek, unutulacakti bu olay. Sadece Alinin mizirdanmalari kalacakti ya da babamin ona soguk davranmalari. Mumcicegi olamamis, ne kadar verimli olursa olsun Cukurova topragina ekildiginde bitememis, kendini iyi bir ögretmen olmaya ve bizi yetistirmeye, kendince bir hayat yaratmaya adayan annemin yine araya girmeleri, sonra tipki babam gibi kendi kabuguna cekilmeleri... Onlar sadece iki kirilgan sümüklüböcekti, degisir görünseler de hep ayni kalan evlerinde. Yel olup kavuran, dalga olup carpan Adananin sicaginda, 1995 yilinda genc bir avukatin müvekkiliyle bulusmasiyla baslar hikaye. Incirlik Üssünün gölgesinde, dönüsen sehrin 1966sina savruluruz sonra, bitmis gitmis bir aci olaya sahit yazar bizi Tacli Yazicioglu. 1983 Haziranina geldigimizde kahramanimiz Belgi alir sözü, on bir yasinin safligi, zekasi ve heveskar gözlem gücüyle. Annesi, babasi ve ablasi Alin ile yasadiklari Eser Apartmanina tasinan bir Amerikalinin ve o siyah Converseli gencin bütün yasamlarini bastan sona degistireceginin henüz ne kendisi ne de digerleri farkindadir. Tacli Yazicioglu ikinci romaniyla, yildiz sarmasigi gecelerde, incir gölgelerinde, dam serinliklerinde saklanan kederli sirlari, bilinmeyen ya da görmezden gelinen Adanayi cesur bir naiflikle, hic yazilmadigi gibi yaziyor. Bambaska bir Adana romani armagan ediyor edebiyatimiza.
Bitte wählen Sie Ihr Anliegen aus.
Rechnungen
Retourenschein anfordern
Bestellstatus
Storno







