Sultan Mahmut, Hasodada ve Babüssaadenin önünde bu tahta oturmus, bayram tebriklerini kabul etmisti. O günleri hatirladi, tebessüm etti, eliyle oksayarak yaninda bulunan diger tahti seyre basladi. Bu Osmanli Sarayinin en degerli ve sanatkarane yapilmis tahti idi. Denildigine göre bu tahti, Türk-Hint sanatcilari Sah Ismail -bugünkü tarihcilerin cogu bunu kabul etmiyorlar- icin yapmislardi. Yavuz Sultan Selim Caldiran savasinda harp ganaimi olarak almis, hazinesine koymustu. Yuvarlakti, ortasinda bir minder vardi, tahtin her yanina inciler ve zümrütler kakilmisti. Cok zarifti. Ondan sonra, Arz Odasindaki ve diger yerlerde bulunan diger tahtlari hayalinde canlandirdi. Fakat fazla bir kiymet bulamadi. Hepsi de genis sedirden, sandalyadan veya koltuktan baska bir sey degillerdi. Ne üzerlerine konan incilerden islenmis yumusak minderler, ne de taht örtüleri kardes kanina girmege sehzadeyi zorlayacak kadar kiymetli degillerdi. Cünkü sarayin hazinesindeki mücevherler yaninda bunlarin adi bile gecmezdi. Evet, tahtin bir sirri vardi. Fakat tahtlarin kendisi sirrin sebebi olamazdi. Muhakkak surette bu sirri cözmeliydi. Onun icin oturup tekrar düsünmeye karar verdi. Sah Ismailin tahtinin yumusak minderinin üzerine oturunca rahatlik hissetti, üzerine bir rehavet cöker gibi oldu, o zaman tahta daha cok yerlesti, gözlerini kapadi, düsünmeye basladi. Bir anda, okudugu Türk tarihi gözünün önünden bir rüya gibi gecti.
Bitte wählen Sie Ihr Anliegen aus.
Rechnungen
Retourenschein anfordern
Bestellstatus
Storno







